Black Friday Kime Ne Kazandırır? Madalyonun Öteki Yüzü?

 

Bu günlerde bir “Black Friday” çılgınlığıdır gidiyor. Efsane Cuma, süper Cuma, hatta hayırlı Cuma diyen bile var.

ABD merkezli bu indirim çılgınlığı internet marifetiyle tüm dünyaya yayıldı ve bu yıl ülkemizde de etkilerini hissetmeye başladık.

Hristiyanların şükran günü ertesindeki tatil günlerine denk gelen bu güne özel, yılın en büyük indirmleri uygulanmakta ve adeta bir alışveriş çılgınlığı yaşanmakta.

Gelin görün ki bizde bunun etkileri biraz farklı oldu. Özellikle sosyal medyada Cuma gününe kara denmesi büyük tepki çekti.

Her şeyden önce bu Black Friday ismi nereden geliyor ona bir bakalım.

Black Friday sadece ülkemizde değil, kampanyanın başladığı yer olan Amerika Birleşik Devletlerinde de bir tartışma konusu. Zira Kara cuma isminin nereden geldiği net olarak bilinmiyor. Fakat en bilinen kaynak şu şekilde.

1950′ lerde Philedelphia polisi, şükran gününü takip eden cuma ve cumartesi günündeki aşırı kalabalık, kaos ve kesintisiz mesaiyi tanımlamak için bu terimi kullanmıştır. Çünkü yılın o iki günü, Cumartesi günkü futbol maçı ve cuma gününün tatil olması nedeniyle şehre bir insan akını oluyordu. Trafik felç oluyor, olaylar çıkıyor ve bu durumu fırsat bilen bazı insanlar dükkanları yağmalıyordu. Polis teşkilatı için tam anlamıyla kabus gibi 48 saat geçiyordu. Herkes şükran günü ertesi tatilinin keyfini çıkarırken 48 saat boyunca uykusuz bir kabusu yaşayan polislerde bu güne Black friday ve Black Saturday ismini vermişlerdi.

Sonraları şehir esnafı çok iyi satış yaptıkları bu alışveriş çılgınlığını anlatmak için bu tanımı kullanmıştı. İsmindeki olumsuzluğu gidermek için sonraları Big Friday ismi denense de tutmadı ve herkes Noel alışverişinin başlangıcı olan o tatil günü indirimlerini Black Firday olarak benimsedi. Her yıl o günde inanılmaz indirimlerle insanların mağazalara akın etmesi sağlanıyor.

 

Yani görüldüğü üzere ismindeki negatif tutumun dini bir kaynağı yok.

Fakat yine de “kardeşim ben anlamam, kimse benim mübarek günüme kara diyemez” diyenler var. Tepkilerinde de haklılar aslında. Size göre kutsal olan bir şeye başkalarının kötü bir ifade kullanması kabul edilebilir bir durum değil.

O zaman hep birlikte biz de bu tepkilere kulak verelim ve hatta destek olalım, ülkedeki tüm black firday kampanyalarını şikayet edelim, sonlandırılmasını sağlayalım. Ardından sıradan hayatımıza dönüp şunlarla baş başa kalalım;

Ramazan ayı reklamlarına Coca cola damga vurmaya devam etsin. Reklamlarında davul, pide ve mahya gibi dini ve kültürel ögelerle adeta sıcak ramazanların simge içeceği olsun ( yanlışım varsa düzeltin)

Türkiye’nin en bilinen sabun markalarından biri olan Hacı Şakir’in bir Amerikan şirketi olduğunu bilmeyelim ve sadece isminde “Hacı” geçiyor diye bizden sanıp kullanamaya ve onlara para kazandırmaya devam edelim.

Razaman Bayramı’ nda köy evinde evlatlarını ve torunlarını bekleyen dedenin olduğu reklamı herhalde herkes hatırlar. Yayınlandığı dönemde Ramazan bayramının simge reklamı olmuştu, insanları hüngür hüngür ağlatmıştı. Peki bizim kültürel ve dini değerlerimizi sonuna kadar kullanan bu reklamdaki Kent markasının sahibinin yabancı bir şirket olan Mendelez İnternational olduğunu bilmeyelim mi?

Sadece adı Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. diye , aslında Fiat marka olan arabalara ( doğan , şahin, kartal) aşık olmaya devam edelim.

Amacım yabancı düşmanlığı değil kimse yanlış anlamasın. Ben sadece onların bu oyunu nasıl oynadıklarını ve bizim nasıl seyrettiğimizi anlatmaya çalışıyorum. Sen daha onları protesto etmekle uğraş onlar atı alıp Üsküdarı geçeli çok oldu.

Peki ne yapmak lazım sana anlatayım.

Yine bir örnek üzerinden gideyim. Son dönemde ülkemizde haberi  çok yapıldı. Chobani diye bir yoğurt markası var. Sahibi de Hamdi Ulukaya isminde bir Türk girişimci. Amerika’ya yoğurdu sevdiren ve yediren adam diye tanınıyor, müthiş biri. Şirketinin ciroları milyar dolarları aşıyor. Ama ufak bir detay var. Yoğurdun üzerinde Yunan yoğrudu yazıyor. Bir şekilde pazarlama gereği böyle bir şeye gerek duyuluyor, sebebi önemli değil. Amerika da yunan yoğurdu seviliyor diyelim biz ona. Ama hayır efendim bu Türk yoğurdu, bu benim kültürüm, buna itiraz ediyorum diye bağırıp çağırmak yerine Hamdi Bey oyunu onlar gibi oynamaya karar vermiş ve herkesi Yunan yoğurdu yediğine inandırmış. Ama sonuç itibariyle, Yunan yoğurdunun kaymağını Hamdi Ulukaya yemiş.

Ben demiyorum ki çıkarlarımız için dilimizi, dinimizi, milliyetimizi ya da kültürümüzü satalım. Bilakis, geri çekildikçe, defansta kaldıkça biz fark etmeden ne goller yiyoruz diyorum. Ben artık atağa kalkmalıyız, biz de gol atmalıyız diyorum. Bnu yaparken de her faulde küsüp oyundan çıkmak yerine, biz de oyunu kuralına göre oynamalıyız. En başta oyunda kalmalıyız. İnadına üretmeli, kendi kültürümüzle biz onlara meydan okumalıyız. ama bunları onlara küserek, sürekli mızmızlanıp, söylenerek yapamayız.

Son bir örnekle bu konuyu kapatıyorum. Black Friday’e rakip olarak Alibaba da kendi kültürlerinden bir günü “Single’s Day” yani Bekarlar Günü’nü büyük indirimlerle kutluyor. Öyle ki bu yıl Kasım 11 de yaptığı ciro, Black Friday cirosunu dörde katladı. Ama dediğim gibi Alibaba Black Friday’ı reddetmeden, hatta ondan çok güzel paralar kazanarak ona alternatifler geliştiren bir şirket. Olması ve yapılması gereken bence bu.

Sözün özü değerli kardeşlerim onların demesiyle senin Cuma’n kara olmaz. Ne zaman ki sen onların kara cumasından aydınlık bir yola ulaşırsan işte o zaman sen de kazanırsın Cuma da..

Bunları da seveceksiniz

Yorum Yazın